« Önceki |

18/5/2009

Senin Canın Sağolsun Bitanem

      İçim titredi iki dişli meleğimin her feryadında. Bu gece sabaha kadar en uzunu 20 dakika süren aralarla ağladı. Ateşi yok, dilide yokki ağrısı var mı söylesin. Diş mi yine sıkıntısı, üşüttü karnı mı ağrıyor hiç bilemedim. Minik meleğimi koynuma sardım yattım gecenin bilmediğim bir saatinde. Ne zaman daldım, ne zaman yeni bir feryatla uyandım bilemiyorum. "Kızım burdayım bitanem, ağlama" diyorum, kafasını yukarı kaldırıyor, bir öpücüğe tav olup baygın düşüyor yine. Bekledim bu kez. Neden böyle yapıyor diye. Kafasını sağa sola çeviriyor, elleriyle bişeyler arıyor bulamazsa uykudan uyanmadan ağlıyor. Kabus mu görüyor acaba?

     ....

     Sabah olduğunda uykusuzluktan bitkin düşen bir anne, uyuyamamış ve bu gecede nöbeti olan bir baba ve sabah olduğuna çok sevinmiş bir melek vardı aynı yatakta. Kuzum gece boyunca neden öyle yaptı bilinmez ama sabah olupta biz ayağa dikilince kendi geçti, bir güzel uyudu. Senin canın sağolsun bitanem, biz uykusuz kalmaya razıyız. Hastasın diye çok korkmuştum bende :)

14/5/2009

Bir Tadımlık Baksaydın Bari



         Yaklaşık on beş gündür ek gıda mücadelesi veriyorum kendi içimde. Kendi içimde diyorum çünkü kızıma bu konudaki hassasiyetimi göstermemem gerekiyor. Küçük hanımım koyu kıvamlı püreleri yutamıyor, öğürüyor sürekli ve hatta kusuyor. Şurda bir ay sonra parçalı gıdalara geçince ne olacak bilemiyorum.

      Aslında 4 aylık olduktan sonra başlamıştık gıdaları tattırmaya.Ama kızım ağzına verdiğim herşeyi diliyle itme refleksini kullanarak attı dışarı. Öğürmekte normal bir süreçmiş ve 9. ayın sonlarına doğru kayboluyormuş ama ben o kadar zorlanıyorum ve şaşkın kalıyorumki. Hazırladığım gıdanın tadına bile bakmak istemediği oluyor.Zahmetle hazırladığım gıdaları yemediğine mi yanayım, aç kalıyor ona mı yanayım, öğrenemeyecek mi korkusu sardı beni ona mı yanayım bilemiyorum. 

     Birde yuttuğu iki parça elma püresi kabız yaptı kızımı o da ayrı bir dert. Ahh ahh, şu ek gıda süreci hayırlısıyla yoluna girseydi :) Ya da bebekler ek gıdalara geçildiğinde bu kadar zorlanmadan kabul edebilselerdi. Birde en geç 1,5 ay içinde şehir değiştireceğiz, taşınma işlemleri kızımı minimum etkiler umarım :( Neyse, değişim süreçleri hep sancılı oluyor zaten. Sabırla ve kimseyi üzmeden atlatabilmekte bize kalıyor. Bakalım başarabilecek miyiz?

28/4/2009

PİRİNÇ TANESİ

    
      Ankara'ya gitmiştik, ailelerimizin yanına. Kız kardeşimin düğünü vardı ama benim minik, sakin, neredeyse hiç ağlamayan kelebeğim Ankara'da hiç durmaz oldu. Sürekli ağlıyor, canı yanarmış gibi hiç susmuyordu. Önce kalabalığa alışık değil ondan diye düşündük, sonra nazar mı değdi acaba dedik, sonra da yatağını bulamıyor ondan herhalde dedik ve tatilimiz bitmeden Bingöl'e geri döndük. Bingöl'de de aynı şekilde ve daha da artarak devam eden ağlamalar, hırçınlıklar...
 
     "Biryeri ağrıyor "diyordum, "çok içten ağlıyor" Bize bakarken "anne acıyor" diyor adeta ama neresi?Doktora gittik, "sorun yok,  kolik olabilir"  Kolik ikinci ay başlar mı? Bu kadar uzun sürer mi? Bu durum böyle iki ay devam etti. Emmeyi bırakmak üzereydi diyebilirim. Yalnızca geceleri emmeye başlamıştı, geceleri daha sık uyanmaya ve de. 2 ay sonra bitti mi? Hayır. Ben nedenini öğrendim, kızım bir sabah bana gülümsediğinde diş etinde bir pirinç tanesi görür gibi oldum, "yok canım" dedim, "kuzum pirinci nerden bulacak? Hem o pirinç orda öyle nasıl duracak?"  Elimle yokladım sert ve yapışık bişey. "diş bu diş"
  
   Benim zavallı kuzum iki aydır diş sıkıntısı mı çekiyordu yani? Ve ben bunu anlayamadım, farklı sebepler aradım, kızımın acısını dindirmese de ona destek olduğumu gösterecek şekilde onunla konuşamadım. Anladığımda biri patlamış, diğeri de diş etinin içinden görünüyordu. İçim acıdı ama kızım ilk diş sıkıntısını bize farkettirmeden atlatmıştı.




   


25/4/2009

DÖNDÜK DÖNMESİNE DE


 

       Minik kelebeğimin dönmeye başladığını bir önceki yazımda belirtmiştim. Bugünse ilk kazamızı çok ucuz atlattık...

     Öğlene doğruydu, pıtırcığımın ağlama sesleriyle elime gelen ıslaklıkta birleşince altını fazlasıyla batırdığını farkettim. Açtığımda da manzara pek feciydi, üst baş batmış. Hemen soydum, alt açma bezini altına serip, battaniyesini de üzerine örttüm, çek yatta yatıyordu. Ben banyoyu hazırlayan babamıza bakmaya gittim. 3 sn, bilemediniz 4 sn sonra geri döndüğümde bizim kelebek çek yatın üzerinde yoktu.

     Önce battaniyesini yere indirmiş, yumuşak bir zemin hazırladıktan sonra da üzerine kendi inmiş. Yerde der top olmuş bir battaniyenin üzerinde çırpınan kızımı görünce önce çok korktum. Sonra baktım ki o çok eğlenmiş. Tabii ben bir daha eski alışkanlıklarla hareket etmemem gerektiğini öğrendim. Ecrin eskiden dönemiyordu ama şimdi gayette güzel dönebiliyor.

24/4/2009

ÇOK MU PİMPİRİKLİYİM?

    3 aylık olmuştu ama hala dönemiyordu.Merak içinde biraz daha fazla hareketlenmesini  bekliyorduk, biraz hantal bir bebekti ve birazda kilolu. Buna rağmen 1 aydırda beslenmeyi reddediyordu. bir süre daha beklemek istedik ve başaramayınca doktorun yolunu tuttuk. Bir dizi test, tekrarlanan kan alımları, ağlayan Yağmur'um....
   "Hiçbir sıkıntı görünmüyor", " o halde niçin dönmüyor?" yanıt yok, bebeğim dönmüyor işte. Aradan 2,5 ay geçti ama halen bedenini çeviremiyordu minik kelebeğim. Ta ki dün kıyafetlerini değiştirmek için biraz ağırdan alıncaya kadar. Kıyafetlerini çıkarınca, biraz da çıplak kalmasına müsaade edince dün ilk kez döndü kelebeğim.
    Ne kadarda önemliymiş bedenini bir tarafından diğer tarafına çevirmesi. Anne olunca herşey dert oluyormuş insana.Hadi gözleri kızardı dert, sarılık oldu dert, fazla kaka yaptı dert de. Dönememesi bile dertmiş işte... Bakalım büyüdükçe hangi küçük dertler büyüyecek bu pimpirikli annenin beyninde?

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı